KPSS-A Rehberlik

İktisat Öğrenmenin Güçlüğü Hakkında Ve İktisat Nasıl Çalışılmalı?

 İktisat eğitiminin nasıl verilmesi gerektiği sorusu, iktisatçılar arasında hala tartışılmaktadır. Kuşkusuz bu tartışmanın nedeni, öğrencilerin iktisada karşı duydukları önyargıdır. Bu ön yargıyla muhatap olan tek bilim dalı iktisat değildir. Matematik bilimi de aynı önyargıdan muzdariptir. Burada akla gelen sorular şunlardır: Öğrenciler, bu ön yargılarında haklı mıdır? İktisat öğrenmek gerçekten bu kadar zor mudur? İktisat öğrenmeyi engelleyen unsurlar nelerdir? Bu sorulara verilebilecek cevaplar kişiden kişiye değişecektir.

 

Bir defa iktisat öğrenimi ile ilgili öğrenilmiş bir çaresizlik vardır. Öğrenci fakülteye başlar başlamaz iktisat derslerinden başarılı olmanın zorluklarına dair bir yığın mit duyar. Öğrenci başarısızlığı en baştan satın aldığında, başarmak için göstermiş olduğu gayrette bir azalma meydana gelir. Ayrıca insanın yüksek ihtimalle başarısız olacağını düşündüğü bir dersi öğrenme yönünde motivasyonu düşük olacaktır.i

 

İktisat öğrenimine karşı sergilenen soğuk duruşun bir diğer nedeni, iktisadın hayata yakınlaştırılamamasıdır. Yani öğrencilerin “iktisat hayatın neresinde?" sorusuna cevap bulamaması, iktisada karşı bir önyargıyı beraberinde getirmektedir. Bu sorunun cevabı şudur: “İktisat, hayatın tam ortasındadır". Öğrenilen her bir iktisadi terimin-kavramın gerçek hayatta karşılığı vardır. Sadece onu görebilmek gerekir. Bu durum bir örnekle açıklanabilir. Talebin fiyat esnekliğini bilmek ne işimize yarar? şeklinde bir soruya verilecek cevap, çok işimize yarar olacaktır. Eğer bir firma ürettiği malın talep esnekliğini bilmiyorsa, hasılatını maksimize edecek fiyatlama politikasını yapamayacaktır. Üretilen mala ilişkin talebin fiyat esnekliği yüksekse, malın fiyatı % 10 düşürüldüğünde satış miktarı % 10’dan daha fazla artacağı İçin firmanın hasılatı artacaktır. Bu durumda firma, talebin fiyat esnekliği birden büyük olan bir mal üretiyorsa, cirosunu arttırmak İçin sattığı malın fiyatını, esnekliğin bire eşit olduğu yere kadar düşürmelidir.

 

İktisat öğrenimi İle İlgili bir diğer sorun, içselleştirilmemiş temel kavramlarla öğrencilerin analiz yapmaya çalışması veya çalıştırılmasıdır. Bu henüz makas tutmayı öğrenmemiş bir berberin saç kesmesine benzemektedir. Nispi fiyat-mutlak fiyat, reel-nominal, eğim-esneklik gibi temel kavramlar içselleştirilmediğinde analiz yapmak son derece güçleşmektedir. Diyelim ki bir ekonomide beş tane ekmek üretilmekte ve bu ekmekler 3 TL’den satılmaktadır. Bu ekonomi için reel üretim (reel GSYİH, çıktı düzeyi) beş ekmektir. Eğer bu ekonominin gerçek anlamda büyümesinden bahsediliyorsa üretilen ekmek sayısı beşten altıya çıkartılmalıdır. Bu durumda reel büyüme oranı % 20 olmaktadır. Diğer taraftan reel üretim olan beş ekmek, ekmeğin fiyatı olan 3 TL ile çarpıldığında nominal GSYİH 15 TL olarak bulunur. Dolayısıyla reel ve nominal ayrımının gerçek anlamda anlaşılmadığı bir ortamda, iktisat öğrenmek hayli güçleşecektir.

 

İktisadın “korkulan ve güçlükle öğrenilen" bir ders olarak algılanmasının bir diğer nedeni, iktisat okulları arasındaki görüş farklılıklarının karşılaştırmalı olarak ele alınmamasıdır. İktisadi okulların meseleleri ele alış biçimlerindeki farklılıklar bilinmeden iktisat öğrenmeye çalışmak “kör dövüşünden" başka bir şey değildir. Örneğin para talebi neyin fonksiyonudur? Yani insanlar ellerinde neden para tutar? Bu soruya verilecek cevap iktisat okulları açısından farklılık arz etmektedir. Elde ne kadar para tutulacağı. Klasik okula göre işlem amacı; Keynesyen okula göre işlem, ihtiyat ve spekülasyon amacı; Monetarist okula göre, sürekli gelir, beşeri servetin toplam servet içindeki payı, beşeri olmayan servetin getirisi ve beklenen enflasyon oranı belirlemektedir. Bu farklılıkları gözönüne sermek amacıyla , Karşılaştırmalı İktisat Okulları adlı bir çalışmayı kaleme aldık.

 

İktisat öğrenmeyi güçleştiren bir diğer unsur, konuların bütüncül bir biçimde ele alınmaması ve öğrencilerin çalışırken bütüncül bir şekilde çalışmamasıdır. Konular arasında bağ kurabilmek için bütüncül bir yaklaşım tarzı oldukça önemlidir. Eş ürün eğrileri ile kayıtsızlık eğrileri arasında aslında birçok benzerlik olduğunu görebilmek İçin İki konunun aynı gün çalışılması gereklidir.

 

Bu hususlar İktisat öğrenme konusunda ortaya çıkan sorunları aşmakta öğrencilere yardımcı olacaktır. Kuşkusuz İktisadın meslek sınavlarında kilit bir rol oynaması bu sorunun aşılmasını daha da önemli kılmaktadır.

 

Bu noktada adayların dikkat etmesi gereken bir diğer husus, bilgi kirliliğidir. Sınava hazırlanan aday sayısının artması ve buna paralel olarak meslek sınavlarına hazırlık kitaplarının bir sektör haline gelmesi, ticari kaygılarla uzman olmayan kişiler tarafından akademik derinliği zayıf kitapların yayınlanmasını beraberinde getirmiştir. Bu noktada adaylar İki açıdan zarar görmektedir. Hem kısıtlı finansal kaynaklarım ehil olmayan kimseler tarafından yazılmış kaynaklara yönlendirmekte hem de derinliği zayıf çalışmalarla zaman kaybına uğramaktadırlar.

 

 

 

                      İktisat Nasıl Çalışılmalı?

 

 

 

İktisat dersi çalışılırken öncelikle konunun çok iyi anlaşılması gerekir. Bunun için mikro iktisat, makro iktisat gibi konu anlatım kitaplarının özümsenerek çalışılması gerekmektedir.

 

Konulara çalışılırken konularla ilgili çıkmış sorular çözülür. Bu şekilde öğrenci çalıştığı bölümle ilgili geçmiş dönemlerde ne tarz sorular geldiğini ve ağırlık verilen kısımları görmüş olur. Diğer taraftan çıkmış sorular çözülürken, her soru çözüldükten sonra detaylı olarak yazılmış olan çözümlerin okunması tavsiye edilir (ancak bu zorunlu değildir). Bu tavsiyenin dört nedeni bulunmaktadır:

 

i)                 Konuyu keyifli bir biçimde tekrar etmek.

 

ii)                Yanlış akıl yürütmelerin görülmesi

 

iii)              Çözümde başka konularla ilgili püf noktaların öğrenilmesi.

 

iv)              İhtiyaç duyulduğunda diğer seçeneklerin neden olmayacağının açıklanmış olması.

 

 

 

Daha sonraki süreçte özgün iktisat soruları çözülür. Sorulan çözerken öğrenci doğru yapmış olsa bile (Bu kısım İktisat Çıkmış Sorular kitabı için de geçerlidir), çözümler mutlaka okumalıdır. Çözümleri okumasının üç önemli yaran olacaktır:

 

i)                 Konuyu keyifli bir biçimde tekrar etmek.

 

ii)                Soru doğru çözülmüş olsa bile, yanlış bir akıl yürütme varsa, bu durumu ortadan kaldırmak.

 

iii)              Çözümde başka konularla ilgili püf noktalardan bahsetmek.

 

                                                                                                                  Prof. Dr. Yüksel BİLGİLİ

 

 

 

 

                               1)  Muhasebe Dersine Nasıl Çalışılmalı ?


Muhasebe dersi, öğrencilerin en çok korktukları derslerden bir tanesidir. Ancak muhasebe dersi, alan dersleri içinde en kolay olanıdır. Öğrencilerin bu dersten korkmalarının nedeni üniversite eğitimleri sırasında dersin çok zor olduğu izlenimi edinmeleridir. Aslında, muhasebe sorularının içinde sorunun cevabı yer almaktadır. Örneğin, 50.000 TL’lik ticari mal nakit olarak satın alınmıştır. Şeklinde sorulan bir yevmiye kaydında, Ticari mallar ve kasa hesabının yer alacağı aşikardır. Bu yüzden muhasebe dersine çalışmaya başladığımızda öncelikle muhasebenin çok kolay bir ders olduğu düşüncesi beynimizde yer edinmelidir. 

Diğer taraftan varlık, kaynak, gelir ve gider hesaplarının işleyişini iyi kavramak gerekmektedir. Test çözerken bu hesapların işleyişini gösteren “T” yi bir kenara çizelim. Örneğin, varlık hesaplarına ait “T” yi çizip, sol tarafına “+” artı, sağ tarafına “-“ eksi koyalım. Buna göre, ilgili hesapların borcuna ya da alacağına kayıt yapalım. Zaten varlık hesaplarıyla, gider hesaplarının işleyişi; kaynak hesaplarıyla da gelir hesaplarının işleyişi aynıdır. Bunlardan birinin işleyişini bilmek yeterlidir. Daha sonra muhasebe dersinde başarılı olabilmek için okuyarak değil yazarak çalışmak gerekmektedir. Verilen sorunun ya da örneğin yevmiye kaydını kendimiz yapmaya çalışalım. Daha sonra doğru kayıtla karşılaştıralım. Hata yaptığımız hesapların neden bu kayıtta yer aldığını sorgulayalım. Bu şekilde konu çalıştıktan sonra bu konuları pekiştirmek için bol bol soru çözelim. Diyelim ki bir soru bankasını bitirdiniz, artık başka soru bankasına bakayım düşüncesine kapılmayalım. O soru bankasını çözebildiğiniz kadar tekrar tekrar çözün. Bu şekilde muhasebeyle ilgili bütün konuları pekiştirmiş olacaksınız ve soruyu okuduğunuzda cevabını tahmin edecek düzeye geleceksiniz. 
Muhasebe kolay olmasının yanında unutulması en kolay derstir.  Dolayısıyla, her gün en az 10-20 adet soru çözelim (bu sorular sizin çok zamanınızı almayacaktır). Bu şekilde konular hem unutulmamış olacak hem de her zaman akılda kalması sağlanacaktır.  

Eğer bir kursa gidiyorsak, o haftada işlenecek muhasebe dersine gitmeden önce derste anlatılacak konulara çalışarak gidilmelidir. Böylelikle bu konular derste de dinlenildiğinde pekişecektir. Tekrar konu çalışmaya gerek kalmayacaktır. Soru çözerken yapamadığınız sorular olursa bu soruyu (soru çok basit de olsa) muhasebe hocanıza sormaktan çekinmeyiniz. Diğer yandan, muhasebe dersi ile ilgili sınavlarda çok sık sorulan konulara ait (Muhasebenin temel kavramları, stoklar, amortisman vb.) önemli ipuçları bir not defterine yazılmalı; Otobüste, dolmuşta, metroda vs. yolculuk esnasında bu notlara sürekli göz atılmalıdır. Bu yöntem diğer dersler için de uygulanabilir. 
KPSS hazırlık öğrencilerinin yaptıkları en büyük hatalardan bir tanesi; “muhasebeyi en son çalışırım, şimdi diğer dersleri halledeyim” düşüncesidir. Bu şekilde yapıldığında sınava kadar muhasebe dersine zaman kalmamaktadır. O yüzden öğrenciler KPSS sınavında muhasebe dersinden soru yapamadıkları için KPSS puanları düşük gelmekte; bunun yanında KPSS sonrası kurum sınavlarına çalışırken bütün zamanlarını muhasebe dersine ayırmak zorunda kalmaktadır. Lütfen bu hatayı yapmayalım!